18 Şubat 2013 Pazartesi

1. MEKTUP


Hilal, gökyüzünün karanlığını dağıtan, ışıl ışıl bir yay. Hiçbir şey olmasa dahi ben yaşadığım sürece semaya baktığımda karşıma çıkan bu manzara seni bana unutturmayacak, unutturmasın da zaten.

         Hilal, konu sen olduğunda söyleyecek söz bulamıyorum. Sohbetini özledim. Yaşadığım günler içerisinde “keşke şu an yanımda olsa” dediğim zamanlar az değil. Ara sıra gülüşün geliyor gözümün önüne, yan bakışların, masum küçük bir kız çocuğu sevimliliğin… İşte tüm bunların sonunda, bu güzellikleri bulandıran bir şeyler oluyor ve dağılır yüzümdeki seninle gelen tebessüm.

         Yok be Heidi, olmuyor. Ne kadar sana yaptıklarımı unutmaya çalıştıysam da olmuyor. Senden özür dahi dileyemiyorum. O kadar mahcup ve suçluyum ki sana karşı, karşında söyleyecek sözüm yok.

         Ama istediğim bir şey var senin için; birini sevebilmen. Ben olmayacağım biliyorum bu, sevilecek bir halim olmadığımın farkındayım. -Darmadağınık bir haldeyim çünkü, toparlamaya çalışıyorum ama olmuyor bir türlü.- Böyle bir beklentim de yok. Hani seninle görüştüğümüzde birinden bahsetmiştin. İsmini hatırlıyorum ama boş ver. O sözünü ettiğin kişinin hayatında olmasını çok arzu ederdim. Birini tekrar sevebilmeni, yaşadığın, yaşattığım hayal kırıklığına rağmen. O zaman yüzün gülecekti, unutacaktın belki o günleri.

         Saçmalıyorum belki, şuursuzca konuşuyorum ama o kadar sıkıyor ki ruhumu yaptığım o hata, rahat etmiyor bir türlü içim. Sanki sen her an mutsuzmuşsun gibi geliyor. Evet, ben çok da umurunda olmayabilirim ama yara geçse de izi kalıyor. Bir ömür beni öyle hatırlayacaksın, her ne kadar bir zaman sonra affetsen de yok ettiğim güveni duyamayacaksın.

         Şu an çok kötüyüm, yaptığın yanlışın farkında olmak yetmiyormuş bunu anladım. Düzeltemedikten, sevdiğin insanın kırdığın kalbini onaramadıktan sonra. Biliyorum ki geri dönüşü de yok artık. 

         Bana benimle görüşmek istemediğini söylediğinde içim acıdı ama hak verdim sana. İyi biri olmak, arkadaşlık için yetmiyor güven olmadıktan sonra. Belki “iyi” sıfatını dahi hak etmiyorumdur senin için. Geri dönüşü olmayan bir yol.

         Bana yazdığın kağıtta, “kalp kırmak büyük günahtır” demiştin, sanki yapacağım şey içine doğmuştu ve beni uyarıyordun. Haklı çıktın Heidi. Ben kırdığım kalbin vebali ile yaşıyorum. Ne kadar zor olduğunu bilemezsin. Kırık bir kalple yaşamak kadar zor belki.

         Son olarak sana şunu söyleyeyim; ben kötü biri değilim Hilal ve hiç olmadım. Ama üst üste geldi her şey, kaldıramadım, güç yetiremedim ve en önemlisi düşünme melekem bir anlık uçup gitti, savurdum her şeyi ve ben de savruldum. Nihayetinde üst üste hatalar yaptım. Ne acıdır ki beni durduran hiçbir şey olmadı. Ta ki senle tanışana kadar, ama serseri mayın sende patladı. Bu da senin talihsizliğindi. Bu bahane değil biliyorum ama başka açıklaması yok. Üzülmeni hiç istemedim, sana kötülük yapmayı hiç düşünmedim ama sağlıklı bir halde olmamam bana yakın olan sana zarar verdi. Hilal, inan ki kötü biri hiç olmadım…
                                                                                                   11 Mart 2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder