Hilal,
gökyüzünün karanlığını dağıtan, ışıl ışıl bir yay. Hiçbir şey olmasa dahi ben
yaşadığım sürece semaya baktığımda karşıma çıkan bu manzara seni bana
unutturmayacak, unutturmasın da zaten.
Hilal, konu sen olduğunda söyleyecek
söz bulamıyorum. Sohbetini özledim. Yaşadığım günler içerisinde “keşke şu an
yanımda olsa” dediğim zamanlar az değil. Ara sıra gülüşün geliyor gözümün
önüne, yan bakışların, masum küçük bir kız çocuğu sevimliliğin… İşte tüm
bunların sonunda, bu güzellikleri bulandıran bir şeyler oluyor ve dağılır
yüzümdeki seninle gelen tebessüm.
Yok be Heidi, olmuyor. Ne kadar sana
yaptıklarımı unutmaya çalıştıysam da olmuyor. Senden özür dahi dileyemiyorum. O
kadar mahcup ve suçluyum ki sana karşı, karşında söyleyecek sözüm yok.
Ama istediğim bir şey var senin için;
birini sevebilmen. Ben olmayacağım biliyorum bu, sevilecek bir halim
olmadığımın farkındayım. -Darmadağınık bir haldeyim çünkü, toparlamaya
çalışıyorum ama olmuyor bir türlü.- Böyle bir beklentim de yok. Hani seninle
görüştüğümüzde birinden bahsetmiştin. İsmini hatırlıyorum ama boş ver. O sözünü
ettiğin kişinin hayatında olmasını çok arzu ederdim. Birini tekrar sevebilmeni,
yaşadığın, yaşattığım hayal kırıklığına rağmen. O zaman yüzün gülecekti,
unutacaktın belki o günleri.
Saçmalıyorum belki, şuursuzca
konuşuyorum ama o kadar sıkıyor ki ruhumu yaptığım o hata, rahat etmiyor bir
türlü içim. Sanki sen her an mutsuzmuşsun gibi geliyor. Evet, ben çok da
umurunda olmayabilirim ama yara geçse de izi kalıyor. Bir ömür beni öyle
hatırlayacaksın, her ne kadar bir zaman sonra affetsen de yok ettiğim güveni
duyamayacaksın.
Şu an çok kötüyüm, yaptığın yanlışın
farkında olmak yetmiyormuş bunu anladım. Düzeltemedikten, sevdiğin insanın
kırdığın kalbini onaramadıktan sonra. Biliyorum ki geri dönüşü de yok
artık.
Bana benimle görüşmek istemediğini
söylediğinde içim acıdı ama hak verdim sana. İyi biri olmak, arkadaşlık için
yetmiyor güven olmadıktan sonra. Belki “iyi” sıfatını dahi hak etmiyorumdur
senin için. Geri dönüşü olmayan bir yol.
Bana yazdığın kağıtta, “kalp kırmak
büyük günahtır” demiştin, sanki yapacağım şey içine doğmuştu ve beni
uyarıyordun. Haklı çıktın Heidi. Ben kırdığım kalbin vebali ile yaşıyorum. Ne
kadar zor olduğunu bilemezsin. Kırık bir kalple yaşamak kadar zor belki.
Son olarak sana şunu söyleyeyim; ben
kötü biri değilim Hilal ve hiç olmadım. Ama üst üste geldi her şey,
kaldıramadım, güç yetiremedim ve en önemlisi düşünme melekem bir anlık uçup
gitti, savurdum her şeyi ve ben de savruldum. Nihayetinde üst üste hatalar
yaptım. Ne acıdır ki beni durduran hiçbir şey olmadı. Ta ki senle tanışana
kadar, ama serseri mayın sende patladı. Bu da senin talihsizliğindi. Bu bahane
değil biliyorum ama başka açıklaması yok. Üzülmeni hiç istemedim, sana kötülük
yapmayı hiç düşünmedim ama sağlıklı bir halde olmamam bana yakın olan sana
zarar verdi. Hilal, inan ki kötü biri hiç olmadım…
11 Mart 2007
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder